


BOŞLUK-Sedef GÜNAYDIN
“Hayat derin değil sen dibine bakmaya
meraklısın,” dedi kadın.
Bu cümle adamın içini oydu, hikâye de
oradan sızdı zaten.
Yalnız bir adam…
Her gece aynı bar…
Bir viski bardağı, iki iç ses ve içine
sığmayan bir yaşam. Derken bir kadın
girer bara. Soğukla, suskunlukla, felsefi cümlelerle, kara kabanıyla. Adını
söylemez, geçmişini açmaz, ipuçlarını saklar. Bu hikâyede İstanbul konuşur,
martı bağırır, garsonun sırtı ağrır, virgül söz hakkı ister.
Bir bakış, bir suskunluk, bir cümle
bazen tokat bazen merhem olur.
"Bir insan başka bir insanın
içindeki boşluğu doldurabilir mi?”
Belki.
Ama bazı boşluklar dolmak için değil,
yankılanmak için vardır.
Boşluk, bir aşk hikâyesi değildir. Bir
karşılaşmanın, bir takıntının, bir iç savaşın anatomisidir.
Bu kitap; yarım kalmış bir çocukluğun ve
yalnızlığı bardakta, yaraları cümlede, eksikliği İstanbul’un sarı ışığında
arayanların hikâyesi. Belki de bir adamın kendiyle uzun bir gecesi.